03 Haziran 2026, Çarşamba 11:55
Son Dakika | ANALİZ

Çernobil’in Yasak Bölgesinde Doğa Yeniden Canlanıyor: 20 Bin Yaban Hayvanı Belirlendi

1986'daki Çernobil nükleer faciası sonrası oluşturulan yasak bölge, yaşam için bir felaket anlamına gelirken, doğanın kendini yeniden toparladığı bir sığınak haline geldi. Yapılan araştırmalar, bu alanda 20 bine yakın yaban hayvanı kaydetti.

1986 yılında yaşanan Çernobil nükleer felaketi sonrası kurulan yaklaşık 30 kilometrelik yasak bölge, günümüzde dünyanın en fazla radyoaktiviteye maruz kalan alanlarından biri olarak biliniyor. Ancak bilim insanları bu “yosma” alanın, insanların dışında vahşi doğa için beklenmedik bir yaşam alanı sunduğunu ortaya koydu.

Kamera Tuzaklarıyla Yapılan Araştırma

Freiburg Üniversitesi'nin Almanya'dan öncülük ettiği bir araştırma kapsamında, 2020 ve 2021 yıllarında kuzey Ukrayna’da yaklaşık 60 bin kilometrekarelik alana yerleştirilen kamera tuzakları sayesinde bölge detaylı bir şekilde incelendi. Araştırmada, kızıl geyik, karaca, boz ayı, kurt, Avrupa vaşağı, yabani domuz ve Przewalski atı gibi toplam 13 farklı yaban türünün izine rastlandı.

İnanılmaz Bulgular: 20 Bine Yakın Hayvan

Kaydedilen 31 bin 200 hayvan görüntüsünden yaklaşık 20 bininin doğrudan Çernobil Koruma Alanı’ndan elde edilmiş olması araştırmanın en dikkat çekici bulgularından biri oldu. Bilim insanları, geniş koruma alanlarının biyolojik çeşitliliği sürdürmedeki kritik önemini vurguladılar.

Bulgular, özellikle büyük memeliler ve geyik türlerinin insan aktivitelerine karşı son derece duyarlı olduğunu gösterdi. İnsanların bölgeye girişi arttıkça türlerin görülme sıklığı belirgin şekilde azaldı.

Araştırmanın ana temasının radyasyon etkileri değil, insan baskısının azaldığı alanların ekosistem üzerindeki olumlu etkileri olduğu belirtildi. Sonuçlar, doğanın, insan etkisinin azaldığı bölgelerde etkileyici bir iyileşme gösterdiğini ortaya koydu.

Gelecek Endişesi ve Koruma İhtiyacı

Uzmanlar, uzun vadede büyük memeli popülasyonlarının korunmasında geniş ve kesintisiz doğal alanların önemini bir kez daha hatırlatıyor. Ancak 2022’de başlayan Rusya’nın Ukrayna işgali nedeniyle bölgeye erişimin zorlaştığı ve bu durumun gelecek saha çalışmalarını sınırlı hale getirebileceği belirtiliyor.