İsrail, ABD ve İran arasındaki gerilim devam ederken, Husilerin 28 Şubat'ta başlayıp dün İsrail'e yönelik füze saldırılarıyla savaşa dahil olması, dikkatleri Babül Mendeb Boğazı'na yönlendirdi. Hürmüz Boğazı'ndaki krizlerle birlikte, Yemen kıyılarındaki önemli stratejik konum daha da önem kazanıyor.
Husiler, bu bölgedeki birçok limanı kontrol ediyor ve geçmişte farklı ülkelerin gemilerine yönelik insansız hava aracı ve füze saldırıları gerçekleştirdi. Ancak henüz Babül Mendeb Boğazı'na yönelik doğrudan bir hamle yapmamış olmaları, bölgedeki gerilimin artabileceği endişelerini gündeme getiriyor.
BABÜL MENDEB BOĞAZI'NIN STRATEJİK ÖNEMİ
Kızıldeniz'in güney ucunda yer alan Babül Mendeb Boğazı, enerji akışının kritik bir noktası olarak öne çıkıyor. Bu boğaz, Kızıldeniz'i Aden Körfezi ve Hint Okyanusu ile birleştirerek Asya, Afrika ve Avrupa arasında deniz ticaretini sağlıyor. Günde yaklaşık dört milyon varil petrolün bu noktadan geçtiği tahmin ediliyor.
Bu durum, varil fiyatlarının 70-80 dolar aralığında olduğu göz önüne alındığında, bölgeden akan enerji akışının peşinden gelen ekonomik etkileri de beraberinde getiriyor. Babül Mendeb'in, Süveyş Kanalı ile birlikte dünya deniz ticaretinin yüzde 12'sinden fazlasını etkilemesi, stratejik değerini artırıyor.
Hürmüz Boğazı'ndaki belirsizlikler göz önüne alındığında, Babül Mendeb'deki gelişmeler endişe verici bir potansiyel kriz yaratabilir. Husilerin bu boğazda yapılacak olası saldırıları, Süveyş hattını kullanan gemilerin rotasını değiştirmeye zorlayabilir, bu da navlun ve sigorta masraflarının artmasına yol açabilir.
HUSİLERİN ARTAN ETKİSİ
Yemen’in Kızıldeniz kıyıları ile stratejik limanlarını kontrol eden Husiler, ticari gemi trafiğine olan etkileriyle dikkat çekiyor. Haziran 2025 itibarıyla, İngiltere Deniz Ticaret Örgütü tarafından Babül Mendeb Boğazı ve Aden Körfezi'ndeki tehditler üzerine uyarılar yapıldı. Bu durum, Husilerin savaşa katılmasıyla birlikte deniz güvenliği üzerinde daha büyük bir tehdit oluşturabileceğine işaret ediyor.