28 Mayıs 2026, Perşembe 00:12
Son Dakika | GÜNCEL

Küresel Doğurganlık Krizi: Neden Herkes Etkileniyor?

Dünya genelinde doğum oranlarının düşüşü, yeni bir toplumsal ve ekonomik krizin habercisi olarak gündeme geldi. Financial Times'ın haberine göre, 195 ülkenin üçte ikisinde doğurganlık oranları, nüfusun sabit kalması için gerekli olan seviyenin altına düştü.

Son dönemde İngiliz medyasında geniş bir yankı uyandıran bir rapor, dünya genelinde doğum oranlarındaki düşüşün, toplumsal ve ekonomik sonuçları açısından büyük bir kriz haline geldiğine dikkat çekiyor.

Çocuk Sayısı Azalıyor

Financial Times’ın yayımladığı verilere göre, 195 ülkenin %66'sında kadın başına düşen ortalama çocuk sayısı, nüfusun göç olmadan sabit kalmasını sağlayan 2,1 “yenilenme oranının” çok altına düştü. 66 ülkede bu oran, artık bire çok yakın bir seviyeye gerilemiş durumda, bazı ülkelerde ise kadınların hiç çocuk sahibi olmadığı gözlemleniyor.

Birleşmiş Milletler Beklentileri Aşamadı

Birleşmiş Milletler’in 2023 yılı için Güney Kore’de öngördüğü 350 bin doğum, gerçek rakam olan 230 binde kaldı. Bu durum, doğum oranlarındaki düşüşün, beklenenin çok daha ötesinde olduğunu gösteriyor.

Küresel Çatlaklar Ortaya Çıkıyor

Son 50 yılda yüksek ve orta gelirli ülkelerde gözlemlenen yaşlanma oranları, son yıllarda hızla artıyor. Rapor, düşük ve orta gelirli ülkelerin de “zenginleşmeden yaşlandığını” vurguluyor; Meksika’nın doğum oranının 2023’te ABD’nin altına düştüğü gibi örneklerle destekleniyor.

Uzmanlar, yaşlanan nüfusun, ekonomik büyümeyi tehdit eden bir etken olduğunu ifade ediyor. Örneğin, Japonya’nın devam eden ekonomik durgunluğunun, düşük doğum oranlarının sebep olduğu çalışan nüfusundaki azalmadan kaynaklandığı belirleniyor.

Harcamalar Artıyor, Krisler Derinleşiyor

Pansiyon ve bakım hizmetleri, kamu bütçeleri üzerinde büyük bir yük oluşturarak altyapı yatırımlarını sınırlıyor ve toplumsal huzursuzluğu artırıyor. Bir uzman, doğurganlık düşüşünü 'çağımızın en büyük sorunu' olarak değerlendiriyor.

Teknolojik Değişimlerin Etkisi

Doğum oranlarındaki sert düşüşün teknoloji kullanımıyla bağlantılı olabileceğine dikkat çeken araştırmalara göre, 2007’den itibaren akıllı telefonların yaygınlaşması, gençlerin yüz yüze sosyalleşmesini azaltmış ve bu durum, romantik ilişkileri olumsuz etkilemiştir.

Sonuç olarak, düşük doğum oranları, sosyal medyanın etkisiyle genç kadınların ilişkilere dair beklentilerini değiştirmesiyle de ilişkilendirilmektedir. Uzmanlar, bu durumun, kadınlar ve erkekler arasında bir ideolojik ayrışmaya yol açtığını belirtiyor.