MELTEM GÜNEŞ / ANKARA - Plastik üretiminde yaygın olarak kullanılan Bisfenol A (BPA), gıda ambalajları, içecek şişeleri ve saklama kapları gibi günlük yaşamda karşılaştığımız birçok ürün içerisinde bulunuyor. Ancak son dönemde yapılan araştırmalar, bu kimyasalın insan sağlığı üzerindeki olumsuz etkilerini gün yüzüne çıkardı. BPA'nın hormon sistemini bozucu etkilerinin yanı sıra üreme sağlığı, bağışıklık sistemi ve genel sağlık üzerine ciddi riskler taşıdığı biliniyor. Bu nedenle, birçok ülke bebek biberonları ve çocuk ürünleri gibi hassas kullanımlar için BPA'yı yasaklamış durumda. Türkiye'de ise Tarım ve Orman Bakanlığı, tüketici sağlığını koruma amacıyla BPA'nın yapıştırıcılar, plastikler, baskı mürekkepleri, silikonlar, vernikler ve kaplamalarda kullanımını yasaklayacak bir tebliğ taslağı hazırladı. Taslağa uygunluk için BPA dışındaki diğer bisfenollerin ise bakanlıktan izin alınarak gıda ile temas eden malzemelerde kullanılması planlanıyor. Taslağın nihai şekli, ilgili kurum ve kuruluşların görüşleri doğrultusunda belirlenecek.
BPA'nın Günlük Hayattaki Yeri
Farkında olmadan birçok kaynaktan BPA’ya maruz kalmanın söz konusu olduğu günlük yaşamda, su şişeleri, saklama kapları, lastik mutfak eşyaları ve biberonların yanı sıra, konserve kutularının iç yüzeylerinde de bu kimyasal sıkça karşımıza çıkmakta. Hatta içme suyu borularında kullanılan bazı plastik türleri de BPA barındırabiliyor. Plastik kapların mikrodalgada ısıtılması, sıcak içeceklerin plastik kaplarda tüketilmesi ve konserve gıdaların uzun süre depolanması ile birlikte dipteki BPA'nın gıdaya geçiş hızı artıyor.
Bisfenoller ve Sağlık Üzerindeki Etkileri
Düşük dozlarda bile her yaş grubundaki insanlarda toksik etkiler gösterebileceği belirlenen bisfenoller, anne karnındaki bebeğe plasenta aracılığıyla geçebiliyor. Yapılan çalışmalarda bu durumun, anne karnındaki bebeklerde düşüklere, düşük doğum ağırlığına, küçük çocuklarda bilişsel ve davranışsal gelişim bozukluklarına, alerji ve astım riskinde artışa neden olduğu görülüyor. Erişkinlerde ise üreme sistemi bozuklukları, meme ve prostat kanseri, bağışıklık sistemi bozuklukları, obezite, metabolik hastalıklar, diyabet ve kalp rahatsızlıkları riskinin arttığına dair bulgular mevcut.